İlçemizde geçtiğimiz hafta başlayan ve tartışmaların odağına oturan vekalet düğümü bir türlü çözülemiyor...
Olan ise ilçe halkımıza ve Eğitimimize oluyor...
2009-2010 eğitim ve öğretim yılında ilçemiz adına sevindirici bir gelişme olan SBS'de aldığımız 2.lik aslında 1.olduğumuzunda göstergesidir.
Neden mi?
Boyabat'taki özel kolejin %100'lük başarısı öğrencilerinin ortalamasının 400 puanın üstüne çıkması Boyabat'ı 1. ciliğe oturtan en önemli etkendir.
Diğer ilçelerde ve ilçemizde de dikkat çeken diğer bir konu da başarı ortalamasını düşüreceği korkusu ile sınava sokulmayan öğrenci sayısıdır. Bu gün kamuoyuna yansıyan ve başarıları gösteren bu tablo da aslında riyakarlık vardır. Gösterilen bu başarı belki de bir başarısızlığı perdelemek için kullanılmış seçmece karpuz misali gösterişli ve alımlı ürünlerin vitrine konulmasından kaynaklanmaktadır. Geçtiğimiz yıl Çerçiler YİBO, Tekir YİBO mezun olan öğrencilerinin nerede ise %100' e yakınını sınavlara sokmuş, onlara hayatlarında ilk kez ciddi bir sınav heyecanı yaşatarak kendi başarılarını hiç düşünmemişlerdir. Ama yaşanan süreçte tepki görerek başarısızlığın faturası onlara kesilmiş alkışlanmaları gerekirken eleştiri yağmuruna tutulmuşlardır. İşte bu çifte garabet eğitimcimizi bir açmaza sürüklemiştir. İl Milli Eğitim ve İlçe Milli Eğitimin değerlendirme kriterinin yanlışlığı nedeni ile bu gün tüm ilçelerde ve ilçemizde başarılı öğrenciler, puan getirecek öğrenciler sınava sokulurken puan düşüren öğrenciler sınavlara sokulmayarak, sahte bir başarı elde edilmektedir. Bu yıl öğrencilerinin nerede ise %100'ünü sınava sokan tek okul Tekir YİBO'dur. Alkışlanması gereken ve kendi başarıları için çocukların hayatı ve geleceği ile oyun oynamayan ve sahte bir başarının üzerine imza atmak istemeyen bu okulumuz yöneticilerini yürekten kutluyorum.
Yine 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında köylerimizde başlayan diğer bir süreçte köy okulları yapımı tadilatlarının yapılması, köylerimizde en önemli sorun olan lojmanlar için bir çaba gösterilmesi idi. Hayırsever işadamları ve sendikalarla birebir oluşturulan ilişki ve muhabbet sayesinde:
Kuzuluk köyü(1 derslik, 1 lojman), Ayvacık Köyalanı mevkiinde (tam donanımlı 1 derslik, 1 lojman), Emirtolu Köyünde(2 derslik, 1lojman bahçe düzenlemeli), Yeşilyurt Köyünde(1 derslik, 1 lojman tam donanımlı) yine Yeşilyurt köyünde eski okul büyük onarımdan geçerek anasınıfı yapımı tam donanımlı, Aşağıalınca(3 derslik, 1 lojman bahçe düzenlemeli), Alpuğan köyü(2 derslik, 2 lojman bahçe düzenlemeli)
Bu eserler, siyaseten olmadığı gibi devletin katkıları ve birilerinin önermesi ile değil, bu memleketin yetiştirdiği bir isim olan Şükrü Topçu'nun şahsi dostluk ve gayretleri ile meydana gelmiştir...
Yine diğer bir isim olan Celal Karadeli yıllarını eğitime adamış, bu ilçede kurulan Sağlık Meslek Lisesinin kuruluşunda büyük emek harcamış, yetiştirdiği Durağanlı gençler yurdun dört bir yanında bu gün meslek sahibi olmuştur. Kısacası Karadeli'de bu ilçenin geleceğine ışık tutmuş ve kendini yetiştirmiş değerli bir yöneticimizdir. Asaleten Şube müdürüdür. Bu gün onu çiğneyerek dışardan birini atamak, onu yok saymak ilçemizin yetiştirdiği bürokratlara en büyük hakarettir. Bence bu saatten sonra her ikisi de bu makamı elinin tersi ile iterek bu düzeysizliği gösterenlere en net cevabı vererek; "biz şahsiyetimizi ve kimliğimizi siyasetin gölgesinde bulunan koltuklardan almıyoruz" diyerek Durağan'a ve Durağanlılara siyaseten yapılan bu hakareti ters yüz edeceklerdir. Karadeli geçtiğimiz 2 yıl boyunca kendisi çiğnenerek vekaleten atamada Durağanlı bir ilçe Milli Eğitim Müdürü olması nedeni ile sessiz kalmış, uzun süre mahkemeye bile gitmemiştir. Keşke o dönemlerde beraber çalışıp biri ilçe Milli eğitim Müdürü diğeri şube müdürü olarak insanımıza, eğitimimize hizmet edebilselerdi!!!
Bunları neden mi anlatıyorum? Çevrenizde, bulunduğunuz yerlerde vekaletle görev yapanlara lütfen dikkatle bakın!!!... O isimlerin genellikle o bölgeden ve ora doğumlu olduğunu göreceksiniz! Sözlerimi dikkatle okuyun vekaleten diyorum, altını tekrar çiziyorum...
Ve şimdi bir soru soruyorum; biz bu ilçe de neden yakınıyoruz? Yetiştirdiğimiz bir bürokratımız, üst düzeyde görev alan bir insanımız yok!!! İyi de nasıl olacak? Sözde tatlı su milliyetçisi olan mangalda kül bırakmayanlar, alışverişte bu ilçenin insanlarından nemalananlar, sadece bizim dediğimiz olsun herkes bizi arayıp bulsun hesabından giderek 'bu ilçede adam kalmadı' dedirterek asaleti bile atlayıp vekaleten bir atama yapıyor ya! İşte ondan bizim insanımız bir yerlere gidemiyor, yetişmiş elemanımız olmuyor!!! Kısacası vekaletini bile dışarıya pazarlayan siyaset, maalesef kendi insanını bile olduğu yere çivilemeye devam ediyor!!! Neden İl Milli Eğitim'de bir şube müdürlüğüne, İl Sağlık Müdürlüğünde bir şube müdürlüğüne Durağanlıyı atamak için çaba sarfetmiyoruz... Çünkü; oralarda insanımızın ulaşıp derdini anlatacağı kimse olmasın!!! Olursa 'siyasetçinin ayağı yerden kesilir arayıp soranı olmaz' düşüncesindeler belki de...
Siyasette, alışverişte Durağanlılık politikası güt, vekalette ise kendin için çözüm yolları ara... Bu politika yanlış bir politikadır... Eğer bu ilçede hukuki bir vekalet olacaksa o da Durağanlılar için olmalıdır... Çünkü insanımızı yönetici olarak yetiştirecek olan mekan vekalettir. O halde Boyabat'ta Boyabatlı vekil, Erfelek'te Erfelekli vekil diğerlerinde ise asaleten şube müdürü vekil...
Bu gün ilçemizde yaklaşık 2 haftadır İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde imza atacak kimse yoktur. Çünkü; müdürlüğe vekalet eden isim yoktur. İş böyle olunca evraklar beklemeye, eğitimciler beklemeye, vatandaş konuşulanları dinlemeye, Durağan ise maalesef olanları yine izlemeye, tepki vermemeye hatta övmeye yelteniyorsa sorarım size; siz Durağanlı mısınız?
Oysa olması gereken teamüller çiğnenmeden doğru ve hukuki olanın yapılmasıdır. Aksi takdirde düzen bozulur her gelen her şeyi değiştirebileceğini zanneder. Bugün söz sahibi olan iktidar temsilcileri, öncelikle ilçenin geleceği adına laf götürüp, adam ayarlamak, kendinden olanı makama sundurmak yerine insanımızın dargınlıklarını barıştırmalı, uyum içinde çalışmalarını sağlamalı, çalışmayanı yerinden almayı bilmelidir. Suya sabuna dokunmayan, haksız atamalara tepki göstermeyen bir toplum, kaderine de razı olan toplumdur.
Bu ilçeye bu ilçe de doğup büyüyen Durağanlılardan daha çok hizmet etmiş esnafına, halkına yardım ve katkısı olmuş memurumuzun, eğitimcimizin olduğunu biliyorum. Yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için bir şeyin altını tekrar tekrar çiziyorum, olağanüstü vekaletler siyasetle olur, siyasette oy aldığı insanların ve yöresinin insanını koruyarak bu gücünü muhafaza eder. Yoksa devletin rutin işleyişin de zaten siyasete ve siyasetçiye yer de yoktur, gerek te yoktur. Asıl Müdür veya şube müdürü Türkiye'nin her yerinde bu konumunu muhafaza eder. Hukuku zorlayarak yapılan atamalar ise ancak bir çok yerde örneği görüldüğü gibi mikro milliyetçilik tabanlıdır. Bu gün burda mikro milliyetçilik, oy avcılığı yapılmıyor, yapılan vekalet görevlendirme de liyakata, hukuka bakılmıyorsa tek bir sebebe baklmak gerekir; BUNDA KİMİN VE KİMLERİN MENFAATİ VAR?
Bütün bunlara rağmen ben yine diyorum ki; vekaletten bıktık, işini bilen bu ilçeye değer katacak başarı çıtasını yükseltecek idealist olan ve Durağan'ı hem sürgün hem de görevde yükselme yeri olarak görmeyecek, asil ne zaman gelecek?