Öğlen arası üniversitenin yemek hanesine giren bir öğrenci oturacak yer bulamayınca öğretim görevlilerinin bulunduğu masaya yönelir ve bir profesörün tam karşısına oturmasına kızar ve kaşlarını çatarak: “Kuşlar ve öküzler aynı masada oturamaz!” der. Bunun üzerine öğrenci: “O zaman ben uçuyorum.” der ve masadan kalkar. Bu cevaba çok kızan profesör ilk yapacağı sınavda bunun intikamını alacağını söyler. Fakat sınav günü öğrenci bütün soruları en güzel biçimde cevaplar. Bunun üzerine profesör öğrenciye dönüp sana bir soru soracağım, der ve sorar: “Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et; birinde akıl var diğerinde para. Hangisini alırdın?” öğrenci hiç düşünmden: “Ben akıl dolu olanı alırdım.”der. Bunun üzerine öğrenci: “ Normaldir hocam. Herkes kendisine eksik olanı seçer.” der. Profesör öfkeden patlayacak gibi olur. Öğrencinin not defterini alıp içine “öküz” yazar ve öğrenciye verir. Defterini alan öğrenci notuna bakmadan odadan dışarı çıkar ama bir dakika sonra tekrar gelip kapıyı aralayarak: “ Sayın profesör. İmzanızı atmışsınız ama notunu yazmayı unutmuşsunuz!...
Kıssadan Hisse: Kendi dışındaki dünyayı küçük görenler, kendilerini büyük biçiminde görürler.
(Şakir Süter)
Cemil adında bir delikanlı Erzurum’dan kalkar, İstanbul’a gelir. Bir süre inşaatlarda çalışır ve işi öğrenir. Geriye memleketine döner ve bir müteahhidin inşaatında çalışmaya başlar. Cemil usta kendisine göre bir çalışma tekniği geliştirmiştir. İki tuğlayı yerine koydu mu, iki adım geri çekilir, eserini ıslık çalarak seyreder, tekrar çalışmaya başlar. Kendi kendine ‘eline sağlık’ der gibi...
İşin müteahhidi bir gün dayanamaz ve ustaya: “Cemil usta sen duvarı çabuk ör, ıslığı ben çalarım.” der. (Hasan Pulur)
Doktorun hastası ilginç bir adamdır. Doktordan 100 yıl yaşaması için ne yapması gerektiğini sorar.
Doktor bunun sırrını bilmese de, hiç olmazsa elinden geldiği kadar adamın ömrünü uzatacak tavsiyeleri sıralar:
“Sigarayı bırakın!”
“Yirmi yıldan beri içmiyorum.”
“İçkiden vaz geçin!”
“İçki mi, on beş yıldan beri damlasını ağzıma koymuyorum.”
“Çapkınlık nasıl gidiyor? Aman kendinizi zorlamayın.”
“Ne çapkınlığı doktor bey? On yıldan beri yalnız yatıp, yalnız kalkıyorum.”
Doktor adama bir daha bakmış:
“Yemeklere dikkat edin. Et yemeyin, yağlı yemeyin, tuz koymayın, şeker yok!”
“Ah doktor, ahh! Sen benim yediklerimi bir görsen. Ot yiyorum ot.”
“Doktor parlamış: “Be adam ne diye ozaman yüz yıl yaşamak istiyorsun?
Kıssadan Hisse: Kilo vermek için çile çekenlere duyurulur. (Hasan Pulur)
İmpala-Chevrolet’lerin tedavülde olduğu dönemlerde geçiyor olay.
Alemci bir abi, arabanın arka koltuğuna davul-zurnacıyı almış geziyor.
Davulcu ile zurnacı dönemin şarkı, türkü ve oyun havalarını çalıyorlar.
Alemci abi de bir yandan arabayı kullanıyor, bir yandan da birasını içiyor.
Arka koltuk orkestrası kıvamına gelmiş, çoşku içinde çalmayı sürdürürken...
Birden müzük sesi kesiliyor, davul-zurnacı susuyor.
Alemci abi birasından bir yudum, sigarasından bir nefes çekiyor.
Dikiz aynasından orkestrasına bakıp soruyor;
N’oldu lan? Niye sustunuz?
Adamlar abiye cevap veriyorlar.
Abi mezarlığın önünden geçiyoruz.
Abi, “Haaaaaa...” diyor:
-Fatiha’yı çalın lan o zaman!.. (Engin Aslan)
Kıssadan Hisse: Yanlışı yapsa da saygı duymasını bilen insanlara...
Saygılarımla...